Ölmek istediğimden değil ama eninde sonunda ne olacağımız belli olduğu için bana fikrimi sorsalar bu cümleyi kuracağıma eminim: "Gezerken ölmek istiyorum!".
Şu son 1 haftadır iş yüzünden kafamı bilgisayardan kaldıramaz haldeyken cuma akşamından itibaren yapacaklarımın planını yapmakla meşguldüm. Cuma akşamı işleri ivedilikle bitirip James Blunt konserinde hafif depresif hafif coşkun olacaktım, ertesi gün Taksim, Bebek, Ortaköy, Beşiktaş hattı yapacaktım -ki bu plan değişip Beşiktaş, Ortaköy, Sarıyer, yağmur altında Parkorman'da MFÖ konseri şeklinde gelişti- pazar günü Pierre Loti tepesi ve ayaklarımız nereye götürürse şeklindeydi =) Toplu taşımaya hayranlık duymasam da gezme aşkına her şeyine katlanıp tüm İstanbul'u santimetrekaresine kadar gezmediğim yer bırakmayacak şekilde fethetmek isterdim =)
İsterdim çünkü bunu yapacak gücüm yok, zamanım yok, biraz da param yok. Gezmek çok lüks bir eylem olmasa da oturup güzel bir restoranda gezini tadını çıkarmak fena olmazdı düşüncesiyle para eksikler listemde yer alıyor. Güç ve zaman ise sadece ve sadece iş hayatına girmiş olma gerekliliğimin bir sonucu olarak yer alıyor listede. Çalışmak zorunda olmasam -ki çalışmayı çok severim ama gezmeyi sevdiğim kadar değil- enerjimi bir işe yığmamak ve işte harcadığım zamanın bana kalmasını fırsat bilerek kendimi gezmeye, sokaklara vurabilirdim. Tabi bir de tüm bunları yaparken yanımda bir arkadaşımın olması çok çok güzel olurdu =) Çünkü İstanbul paylaşacak biri olduğu sürece güzel bana.. Eminim ki Dünya'nın herhangi bir başka yeri için de aynısı geçerli olacak =)
Gönlüme göre gezeceğim günler de gelir elbet, umarım ki o günler için emekliliğimi beklemeyeyim =) Gezerken ölme olasılığımı arttıracak bir durum olsa da o kadar sabredebileceğimi sanmıyorum =))
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder