Uzun bir aradan sonra hayal kuran, adımlar atan, birşeyler isteyen, arzulayan, istediği şeyler için çekingen, sessiz sakin durmayan bir kız olarak oturuyorum bu bilgisayarın başına... Sanki biri beni hapsetmiş duvarların arkasına, kendim olacağım günü beklemişim karanlıkların ardında gibi... Oysa beni benden başka engelleyen yokmuş, kapıma kilidi kendim vurmuşum, hayallerimi ben baltalamışım bardağın hep boş yanına bakan insanları dinleyerek... Kendime güvensiz oluşum yetmezmiş gibi, çevremin beni bir hayalperest gibi görmesine ve bunu dile getirmesine izin vermişim. Bunların hepsini uzunca bir zamandır yapmışım, yapmıştım bilinçsizce bir kısmını da...
Şimdilerde görmeye başladım kendimi sanki duvarlarımın arasından içeri beni gözetleyen kamera sızmışcasına. Mükemmel olmadığımın, hatta mükemmellikten çok uzak olduğumun farkındayım, ama dilediğim şeyleri başarmam için ihtiyacım olan özellik mükemmellik değil, zamanı geri almak dışında hiç bir şeyin, durumun, olasılığın gerçekleşme ihtimalinin "0" olmadığına olan inanç. Yıllardır her nasılsa ara ara aklıma getirip, bolca görmezden geldiğim Adidas'ın o son derece anlamlı sloganını hayat felsefesi yapmak, benim başarımın anahtarı olacak.
İlk aşama hedefler koymaktı mesela. 6 aylık, 1 yıllık, 5 yıllık hedeflerimi belirledim kafamda. Kendimi görmek istediğim yere ulaşmak için tüm imkanları araştıran, gerekli bağlantıları kurmamı sağlayacak her etkinliğin içine karışan, mali kaynaklarını kullanma konusunda zevkleri kadar geleceğe yatırımı düşünen biri olacağım 2 sene boyunca. Sonraki 3 sene ise, bu emeklerin yemeğini yiyeceğim. Başaramayacağım şey yok hedeflerimin arasında... "Hiç de göründüğü kadar kolay değil" diyenlere inat, doğru bir planlama ve doğru yönde doğru şekilde gelişim ile geçtiğimiz 5 sene boyunca kendi çapımda ertelediğim başarı kapılarını aşındıracağım. İmrendiğim yazardan daha iyisini yazacağım, mantığına bayıldığım araştırmacıdan daha derin bir araştırmayı yürüteceğim, kendimden tatmin olana kadar döngüyü durdurmayacağım...
Üstelik ilk kez bu tarz bir yazıyı yazarken hiçbir şey yapmamış değilim. Mesela şu anda kafamda hangi sektörde çalışmak istediğim belli, hatta 5 yıl sonra ne tarz bir firmada hangi departmanda olacağım bile... Üstelik CV'mi bu çizeceğim yola göre şekillendirdim ve sektöre geçiş çalışmalarıma bile başladım. Bu iş olmazsa, bu kez yılmayıp sektörün başka bir şirketine gideceğim. Network kurmak bir şirkette işe başlamak kadar tekdüze değil, çok çeşitli yönlere çekilebilir esnek bir kavram... Ben de maksimum sınırlarını zorlayacağım networkün. Zira bununla ilgili adımlarımı da atıyorum bu aralar... Diplomayı aldıktan hemen sonraki sürece ertelediklerim var, şimdiden başlayacaklarım, boş zamanlarımı oyun oynamak veya amaçsızca dizi izlemek yerine yararlı, fikirlerle dolduracak, yeni bakış açıları katacak aktiviteler var. Tek yapmam gereken içeriği doğru seçmek boş zamanımda...
Yeni yılın sadece 1 ayı geride kaldı bu kez ben karar verene kadar bunlara.. Yeni bir sürü başlangıca kapımı açarken, kendime yeni bir başlangıç yapmamın da zamanı gelmişti galiba... Her bir gerçekleşen adımımda, duvarlarımdan kurtulup, kendime bir adım daha yaklaşmış olacağım...
Daha güzel günlerde, daha dolu, daha canlı, daha heyecanlı bir ruh haline selam olsun şimdiden...
anlışılan bayağı uzun zaman önce bi DİLEK DİLEMİŞSİNİZZ..
YanıtlaSillise yıllarımda 4 sne boyunca severek katıldığım izci kamplarında her sabah yapılan teftişin son kısmında 250 kişi içerisinden biri çıkar dileğini dile getirirdi..Bu dileğe karşılık ; geri kalan 249 izci hep beraber tek ağızdan ~DİLEĞİN DİLEĞİMDİR~ diye haykırarak cevap verirdi.. bu yazınızı okurken izcilik günlerim aklıma geldi kusura bakma ama size naçizane bir
~DİLEĞİN DİLEĞİMDİR~ demek istedim sadece :)