Eeeennnn çok sevdiğim gruplardan birinin Maroon 5 olduğu tartışılmaz bir gerçek, dolayısıyla bulduğum ilk fırsatta konserlerine gitmiş olmam da şaşırtıcı olmaz elbette.. Kaldı ki, erişebildiğim tüm sosyal ağlarda gruba yaptığım "İstanbul'a gelin" çağrılarımın da az da olsa payı olduğuna inanmak isterim =)
Geleyim biraz da konsere... Neresinden başlasam bilemiyorum doğrusu.. Olumlu kısmı ile başlayayım en iyisi =) Konser muh-te-şem-di. Sahne performansları çok iyiydi kesinlikle... Herşeye anlamadan "uuuuuuuwwwww" diye çığlık atan çoluk-çocuğa rağmen, tüm kalabalığı çok iyi idare etmeyi başardılar.. Bir ara Adam kendisine eşlik etmeyi, onun gazlamaya çalıştığı şekilde beceremeyen kalabalığa içinden küfretmiş olabilir "İngilizce bilmiyor musunuz leyyynnn" diyerek ama hak vermek zorundayım ne yazık ki.. Açılış parçalarının en bilinen parçalar olması ortamı ısındırdı, oraya sırf Kuruçeşme'deki Maroon 5 konseri mantığıyla gelenlerin enerjisini baştan kaybetmediler böylece.. İlerleyen şarkılarda kalabalığın hepsine değil gerçekten şarkılarını bilen kesimine hitap etmeleri beni şahsen memnun etti =) Özellikle James Valentine'ın The Sun parçasındaki solo gitar performansı ve Sunday Mornings parşasını söylerken Adam Levine'in yaptığı gırtlak izlenmeye değerdi ;)
Olumsuz yanlarına gelincee... Her güzel şeyin bir de eksi tarafı vardır ne yazık ki.. Bu konserin en büyük eksisi konserdeki "çocuk" yoğunluğu idi.. Üniversite festivalinden farksızdı konser alanı.. Daha yeni lise son sınıf olan veya üniversiteye yeni başlayan gençler ipini koparıp gelmiş gibiydi.. Çığlıklar atan kızlar, birbirlerine hava atmaya çalışan "delikanlılar", esrar çekip konsere gelenlerle -biri 15-20 dk boyunca arkamdaydı hatta- dolu bir ortamdı ayakta kısmı konserin. Ön sırada mutlu mesut oturan insanlara feci imrendim doğrusu.. Hatta ilerde gideceğim konserler için kendime bir şart bile koydum bununla ilgili, illa gideceksem bir konsere mümkün olduğunca parasını verip keyfime bakarak izlemeliyim. Hele ki ipini koparan gençlerin gidebileceği konserlerde bu çok daha fazla ehemmiyet taşıyacak ;) (Hatta bir de yurtdışında konser deneyimleyip bunun Türk kızlarından kaynaklı bir problem olup olmadığını da keşfetmeyi düşünmedim değil =) )Konserin diğer bir kötü yanı yalnızca 1,5 saat sürmesiydi, ki herkeste büyük hayalkırıklığı yaratan durum bu oldu.. Kişisel olarak en çok üzüldüğüm ise favori şarkılarımın çalınmamış olmasıydı ancak kendimi bir "popüler olmayan muhteşem hazine değerinde şarkıları keşfedici" olarak gördüğümden çok da sorun etmedim =)
Sonuç olarak, bana hayatımın en güzel gecelerinden birini yaşattılar... Tepede ay, yıldızların rahatça görünebildiği açık bir gökyüzü altında, Boğaz'ın kenarında yıllar süren bekleyişime son verdiler.. Teşekkürler Maroon 5, yine bekleriz ;) NOT: Bilet konusunda yardımcı olan hayırsever vatandaşa buradan gönülden teşekkürlerimi sunuyorum.

