Gece saat 02:30 ve ben yarın işe gidecek olmama rağmen halen uyanığım. Uykunun esamesi okunmuyor şu halde hatta... İstiyorum ki tek seçeneğim kalsın bana hayatımda: ölmek.
Ne zamandır bu kadar bezginim hayattan bilemiyorum... Duygularım,biricik gururum, düşüncelerim, korkularım, endişelerim, kıymetlilerim, yazdıklarım, yazamadıklarım, çizdiklerim, kararlarım, kararsızlıklarım arasında öyle bir durum oluşmuş ki herhangi bir tanesine gelen en ufacık bir taşla hepsi birden çöküyor: "SYSTEM FAILURE" modu yani. O çok kıymetli taşı da gururuma yedim bu kez "Öldür beni Allahım" diyecek kadar ağır gelecek bir şekilde.
Gitmek istiyordum, istiyorum da buradan fakat kendi istediğim zamanda ve şartlarda... Kesinlikle böyle değildi aklımdaki, güzel bir miktar para biriktirip canımla, gamzemle eve çıkıp mutlu mesut yaşayacaktım. İşim olacaktı güzel bir tane, zevk aldığım, yorulsam da umurumda olmayacaktı. Güzel, sakin, eğlenceli bir ev hayatım olacaktı.. Gelenime, gidenime, arkadaşlarımla buluşmama laf edecek insan olmayacaktı ve ben o özgürlüğümle mutlu olacaktım. Sıkıntı çeksem de yüzüm gülecekti.
Oysa şimdi ne durumdayım... Zayıf, yılmış, bıkkın, üzgün ve en önemlisi ölmek isteyen... Ağzımdan dökülen "Allahım al canımı, kurtar beni, koy beni babamın yanına" cümlesine benden çok şaşan olabilir mi ki? Olamaz çünkü çevremdeki herkes bu konudan ne kadar kaçındığımı bilir veya kaçındığım böyle bir konu olduğunu bile bilmez belki. Zor oldu konuşmak her zaman veya rüyalarımda görmek sırf ölümü veya onun ölümünü... Şimdi ise o korktuğum, sevmediğim, kaçmak istediğim ölümün pençesinin gelip beni bulmasını istiyorum... Yok, hakikaten ne kendime ne de bunları bana yaşatanlara diyebilecek bir sözüm yok.
30 Ekim 2010 Cumartesi
21 Eylül 2010 Salı
Geçmişin Etkisi
Yanımda olmasını istemek birinin ne zamandır suç oldu kendi beynimde bile?
Eşlik edilmesini istemek içtiğim çaya, yürüdüğüm yola, sohbetime...
Birinin sarılmasını istemek sevgi dolu bir şekilde neden yanlış oldu?
Umutlanmamak ne zamandır kural oldu kendime koyduğum?
Alışkındım sevip de sevilmemek kısmına aşkın,
Ama sevmemeye çalışmak ne zaman alışkanlık oldu?
Kalemimi uslu tutmaya çalışmak neyin amacı oldu?
Yazmayınca körelecek mi tüm bu duygular sanki!
Birini düşünüp en yakınlarıma bile adını anmamak,
Hataymış onu düşünmek gibi konuşmak,
Hatta yalan söylemek ne zamandır benim yaptığım bir şey oldu?
Söylediğim kelimeleri enine boyuna tartıp söylemek,
Ya da düşlerimde doyamadığım gözlerine bakamamak
Nasıl bir değişimin sonucu oldu?
Bütün bu soruların cevabını
Geçmişte aramam gerektiğini bilecek kadar yaşadım.
Elimi eteğimi çekmek için onlarca söz verdiğim kendime,
Ama bir türlü başaramadığım,
Benim kocaman bir parçam olan geçmişim tüm sorumlusu bunların.
Şimdi yine serzenişlerimi yaptığım şey ne kader, ne benim karakterim,
Geçmişin üzerimden tüm silkinmelere rağmen düşmeyen kırıntıları...
Yine geçmişin etkisiyle yeni bir değişime
Bu kez farklı bir cümleyle kaldırıyorum kadehimi;
Geçmişimle barışık, yeni umutlarla dolu, güzel günlere...
01.11.2009
Eşlik edilmesini istemek içtiğim çaya, yürüdüğüm yola, sohbetime...
Birinin sarılmasını istemek sevgi dolu bir şekilde neden yanlış oldu?
Umutlanmamak ne zamandır kural oldu kendime koyduğum?
Alışkındım sevip de sevilmemek kısmına aşkın,
Ama sevmemeye çalışmak ne zaman alışkanlık oldu?
Kalemimi uslu tutmaya çalışmak neyin amacı oldu?
Yazmayınca körelecek mi tüm bu duygular sanki!
Birini düşünüp en yakınlarıma bile adını anmamak,
Hataymış onu düşünmek gibi konuşmak,
Hatta yalan söylemek ne zamandır benim yaptığım bir şey oldu?
Söylediğim kelimeleri enine boyuna tartıp söylemek,
Ya da düşlerimde doyamadığım gözlerine bakamamak
Nasıl bir değişimin sonucu oldu?
Bütün bu soruların cevabını
Geçmişte aramam gerektiğini bilecek kadar yaşadım.
Elimi eteğimi çekmek için onlarca söz verdiğim kendime,
Ama bir türlü başaramadığım,
Benim kocaman bir parçam olan geçmişim tüm sorumlusu bunların.
Şimdi yine serzenişlerimi yaptığım şey ne kader, ne benim karakterim,
Geçmişin üzerimden tüm silkinmelere rağmen düşmeyen kırıntıları...
Yine geçmişin etkisiyle yeni bir değişime
Bu kez farklı bir cümleyle kaldırıyorum kadehimi;
Geçmişimle barışık, yeni umutlarla dolu, güzel günlere...
01.11.2009
14 Eylül 2010 Salı
küçük bir liste..
Bir evim olsa kendime ait... İstediğimde kendi anahtarımla girip çıkabileceğim, girerken kendimi bir an bile rahatsız hissetmeyeceğim... Adımımı atarken, güzel zamanlarımı geçirirken bunun ne kadar süreceğini düşünmeyeceğim...
***
Bir işim olsa insan gibi yaşamam için yetecek kadar para veren... O anda aldığım zevk için ilerde kısacağım zevklerin bir kısmını düşünmeyeceğim... Kendim için para harcarken, geliştirirken kendimi zorlanmayacağım...
***
Bir aşkım olsa heyecanı hiç bitmeyen... Hüzünü yok eden, sevinci katlayan, öfkeyi dindiren, stresi unutturan ve benim de onun hayatını güzelleştirebileceğim... Kendim olup mutlu olabileceğim...
***
Bir dostum? Bir tek ona sahibim zaten... Hatta onlara...
***
Yine de bu listeden seçecek olsam ilk tercihim arkadaşlarım ve işim olurdu... İşim, evimi getirirdi zaten... Aşk ise listenin bariz en son sırasına yerleşiyor... Olsa da olur, olmasa da olur diyebileceğim tek elemanı bu listenin... Dost varken, iş ve ev de olduktan sonra hayatımda aşk kadar olamasa da güzellikler olabilir elbet...
***
Böylece Ceyda'nın iyi bir iş ve güzel bir ev arayışı başlar...
***
Bir işim olsa insan gibi yaşamam için yetecek kadar para veren... O anda aldığım zevk için ilerde kısacağım zevklerin bir kısmını düşünmeyeceğim... Kendim için para harcarken, geliştirirken kendimi zorlanmayacağım...
***
Bir aşkım olsa heyecanı hiç bitmeyen... Hüzünü yok eden, sevinci katlayan, öfkeyi dindiren, stresi unutturan ve benim de onun hayatını güzelleştirebileceğim... Kendim olup mutlu olabileceğim...
***
Bir dostum? Bir tek ona sahibim zaten... Hatta onlara...
***
Yine de bu listeden seçecek olsam ilk tercihim arkadaşlarım ve işim olurdu... İşim, evimi getirirdi zaten... Aşk ise listenin bariz en son sırasına yerleşiyor... Olsa da olur, olmasa da olur diyebileceğim tek elemanı bu listenin... Dost varken, iş ve ev de olduktan sonra hayatımda aşk kadar olamasa da güzellikler olabilir elbet...
***
Böylece Ceyda'nın iyi bir iş ve güzel bir ev arayışı başlar...
20 Ağustos 2010 Cuma
Zor Dostum..
Hep bu kadar basit mi olmalı gidişler,
Bir dur bile dememek mi gerek gidenin ardından?
Hep yalanların arkasına mı sığınmalı bitişler,
Gerçeğin maskesini bir taraf düşürmeyecek mi elbet?
Hep bu kadar yanlış mı gitmeli ilişkiler,
Köprüleri atmak çözüm mü olacak her gün?
Hep bu kadar acılı mı olmalı gülüşler,
Kendini saklamaktan sonunda bitap düşmeyecek mi her insan?
Zor dostum, zor...
Bunların hepsine katlanıp da,
Mutluluğu bulacağına inanmak zor...
Bir dur bile dememek mi gerek gidenin ardından?
Hep yalanların arkasına mı sığınmalı bitişler,
Gerçeğin maskesini bir taraf düşürmeyecek mi elbet?
Hep bu kadar yanlış mı gitmeli ilişkiler,
Köprüleri atmak çözüm mü olacak her gün?
Hep bu kadar acılı mı olmalı gülüşler,
Kendini saklamaktan sonunda bitap düşmeyecek mi her insan?
Zor dostum, zor...
Bunların hepsine katlanıp da,
Mutluluğu bulacağına inanmak zor...
2 Ağustos 2010 Pazartesi
Kurallar Dersi
Hayatı öğrenmek ömürlük bir uğraş
Yorulmak veya bıkmak yok lügatinde.
Ne değişim var başka bir dersle,
Ne de ayrılmak yolun ortasında...
Tüm kurtuluş yollarını denedim ben de
Çevremdeki birçokları gibi...
Anladım kuralları yaşayarak,
Ve kabul ettim hepsini zor gelse de bazen...
Yapacak başka bir şey kalmadığında
Arkasını dönüp gitmeliymiş insan...
Söylenecek son sözü söyleyince
Pişman olmamayı bilmeliymiş...
Başını yastığa koyduğunda rahatsız eden düşüncelerini
Kafasında bekletip büyütmeden anlatmalıymış dostlarına...
Bir an bile kaybetmemeliymiş
Değmeyecek insanlar için üzülmekle...
Unutmalıymış bazen geçmişi
Hasretle anmak yerine...
En önemlisi de,
Asla yitirmemeliymiş umudunu
Kuralların yaşattıklarından ötürü...
Çünkü bu kurallardan ibaret gibi gözükse de hayat
Herkes kendi attığı zarlarla belirlermiş kendi oyununu...
Yorulmak veya bıkmak yok lügatinde.
Ne değişim var başka bir dersle,
Ne de ayrılmak yolun ortasında...
Tüm kurtuluş yollarını denedim ben de
Çevremdeki birçokları gibi...
Anladım kuralları yaşayarak,
Ve kabul ettim hepsini zor gelse de bazen...
Yapacak başka bir şey kalmadığında
Arkasını dönüp gitmeliymiş insan...
Söylenecek son sözü söyleyince
Pişman olmamayı bilmeliymiş...
Başını yastığa koyduğunda rahatsız eden düşüncelerini
Kafasında bekletip büyütmeden anlatmalıymış dostlarına...
Bir an bile kaybetmemeliymiş
Değmeyecek insanlar için üzülmekle...
Unutmalıymış bazen geçmişi
Hasretle anmak yerine...
En önemlisi de,
Asla yitirmemeliymiş umudunu
Kuralların yaşattıklarından ötürü...
Çünkü bu kurallardan ibaret gibi gözükse de hayat
Herkes kendi attığı zarlarla belirlermiş kendi oyununu...
28 Temmuz 2010 Çarşamba
Dostum Ol
Gel yanıma, gül benimle arkadaş...
Bir sıcak gülüşe hasret gönlüm...
Sen dindir o özlemini yüreğimin,
Beraber gülelim,
Gel arkadaş.
Sarıl bana, bağrına bas arkadaş...
Ana-baba sevgisi ister ruhum...
Sen göster o sevgiyi bana,
Gel, kollarına al beni,
Sarıl arkadaş.
Ağla benimle, acımı dindir arkadaş...
Herkes güler derdime...
Sen benim yanımda ol,
Beni anla;
Ağlayalım arkadaş.
Dinle beni, bazen sadece dinle arkadaş...
Kimse dinlemedi beni, benden başka...
İhtiyacı var sesimin duyulmaya;
Sen duy beni,
Dinle arkadaş.
Paylaş benimle her şeyini arkadaş...
Korkma incitmem dertlerinle seni...
Ya seninle ağlarım, ya seninle gülerim;
Başka ihtimalim yok benim...
Sen sadece benim
Dostum ol arkadaş.
31.03.2006
15 Temmuz 2010 Perşembe
Dağ Rüzgarı
Kaderde senden ayrı düşmek de varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim…
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
Git, gidebildiğin yere git, diyordum
Oysa ki, senden kaçılmazmış,
Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış,
Bilmiyordum.
Yine de dayanmaya çalışıyorum işte.
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgar güzel bir koku getirmişse,
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum.
Yaşamak seninle bir başka zamanı
Bir başka zamanda seni yaşamak
Her şeyden önce sen
Elbette sen
Mutlaka sen
Sen ol yeter ki bu zaman içinde
Ben olmasam da olur
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır,
Bitmiyorsun.
Su olup çeşmelerden akan güzelliğin,
İnceliğin ışık yüzüme vuran
Sen güneş kadar sıcak
Tabiat kadar gerçek
Sen bahçelerde çiçekler açtıran
Sudan, havadan, güneşten yüce varlık
Sen, o tek sevgi içimde
Sen görebildiğim tek aydınlık
Bir nefes de benim için al
Havasızlıktan öldürme beni
Bulutlara, yıldızlara benim için de bak
Susadım diyorsam
Bir yudum su içmelisin
Ben yorulduysam sen uyumalısın
Ellerim sevilmek istiyor
Saçlarım okşanmak istiyor
Dudaklarım öpülmek istiyor
Anlamalısın.
Ağaçların yeşili kalmadı
Gökyüzünün mavisi yok
Bu dağlar o dağlar değil
Rüzgarında kekik kokusu yok
Kim bu çaresiz adam
Bu kan çanağı gözler kimin
Kaç gecedir uykusu yok
Gündüzü yok
Gecesi yok
Yok
Yok
Anladım
Sensiz yaşanmaz bu dünyada
İmkanı yok.
-Ümit Yaşar OĞUZCAN-
Lise yıllarıma damgasını vurduğunu düşündüğüm şiir olur kendileri... Sonradan farkettim ki meğerse bütün ömrüm o dağ rüzgarını aramakla geçecekmiş... O yüzden daha da önemlidir artık kendileri.
Lise yıllarıma damgasını vurduğunu düşündüğüm şiir olur kendileri... Sonradan farkettim ki meğerse bütün ömrüm o dağ rüzgarını aramakla geçecekmiş... O yüzden daha da önemlidir artık kendileri.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)