Oturdum başka bir İstanbul düşündüm
Daha çok sen olan daha bir seninle
Yeşili daha yeşil, mavisi daha mavi
O, herşeyi daha güzel yapan ellerinle
Sildim bütün yıldızları gökyüzünden
Yerine gözlerini koydum, gözlerini
Serdim saçlarını üstüne İstanbul’un
Dudaklarının rengine boyadım heryerini
Şimdi İstanbul aydınlık, öyle pırıl pırıl
Estirdiğim senin kokundur denizlerden
Senin güzelliğinle süsledim bahçeleri
Seni İstanbul yaptım, İstanbul’u sen
Her sokağına şiirini yazdım satır satır
Şimdi bütün semtleri bu şehrin seni anlatır...
Ümit Yaşar OĞUZCAN
Alıntı Şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alıntı Şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Mart 2013 Salı
14 Şubat 2013 Perşembe
En Nahoş Sözcük: Hoşçakal
Veda konuşmaları ömrüm boyunca en zorlandığım konuşmalar olmuştur, genelde gözyaşlarımı bu anlarda tutamamakla ünlüyümdür hatta. Alıştım mı bir insana, bastım mı bağrıma bir kere, dilim damağım yapışır birbirine, geveze çenem açılmayı bilmez, kilitlenir kalırım o anlarda.
Bu hafta tam da bu yüzden sancılıydı benim için. Hepi topu bir hafta benim evimde yaşayan bir turist kızcağızla olan sohbetimiz öylesine güzel, içten ve samimiydi ki, kendisini havaalanına yolcu ederken, hatta bundan bahsederken bile gözlerim dolu doluydu. “Hoşçakal” diyemedim ona birçokları gibi çevremdeki. Sonra canım ciğerim dediğim bir abimi Mısır’a yolcu ettim, arkasından el salladım. Gözlerim doldu, ağlamadım, görüşeceğimize olan yüksek bir inançla gönderdim onu da. Ama bir veda vardı ki, hayatımda bir sayfayı kapattım o veda ile, tertemiz, huzurlu bir “Hoşçakal”dı bu. Biraz öfke, biraz kırgınlık vardı içerisinde anıların hatrına, ama gitmek lazım bazen, veyahut gitmeyi seçeni tamamen özgür kılmak kendimizden. Ben özgür kıldım o ruhu benimkinden, gitmesini istedim benden uzaklara, zaten sahip olmak istediği bensizliği ona hediye ettim.
Şimdi aklımda bu vedaya uygun bir Nazım şiiri var:
SEN
En güzel günlerimin
Üç mel’un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
En güzel günlerimin bu üç mel’un adamını
Yer yer tırnaklarımla kazıdım
Hatıralarımın camını...
En güzel günlerimin
Üç mel’un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
Biri ötekisi.
Düşmanımdır ikisi...
Sana gelince
Yazıyorsun,
Okuyorum.
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
İnsanın
Bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!
Ne kadar
Beraber geçmiş günlerimiz var;
Senin
Ve benim
En güzel günlerimiz...
Kalbimin kanıyla götüreceğim
Ebediyete
Ben o günleri..
Sana gelince, sen o günleri -
Kendi oğluyla yatan,
Kızlarının körpe etini satan
Bir ana gibi satıyorsun!.
Satıyorsun:
Günde on kaat,
Bir çift rugan pabuç,
Sıcak bir döşek
Ve üç yüz papellik rahat
İçin...
En güzel günlerimin
Üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
Biri ötekisi...
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüs’sün...
Ne ben sana kızarım
Ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
Düşman bile değiliz..
NAZIM HİKMET
Bu hafta tam da bu yüzden sancılıydı benim için. Hepi topu bir hafta benim evimde yaşayan bir turist kızcağızla olan sohbetimiz öylesine güzel, içten ve samimiydi ki, kendisini havaalanına yolcu ederken, hatta bundan bahsederken bile gözlerim dolu doluydu. “Hoşçakal” diyemedim ona birçokları gibi çevremdeki. Sonra canım ciğerim dediğim bir abimi Mısır’a yolcu ettim, arkasından el salladım. Gözlerim doldu, ağlamadım, görüşeceğimize olan yüksek bir inançla gönderdim onu da. Ama bir veda vardı ki, hayatımda bir sayfayı kapattım o veda ile, tertemiz, huzurlu bir “Hoşçakal”dı bu. Biraz öfke, biraz kırgınlık vardı içerisinde anıların hatrına, ama gitmek lazım bazen, veyahut gitmeyi seçeni tamamen özgür kılmak kendimizden. Ben özgür kıldım o ruhu benimkinden, gitmesini istedim benden uzaklara, zaten sahip olmak istediği bensizliği ona hediye ettim.
Şimdi aklımda bu vedaya uygun bir Nazım şiiri var:
SEN
En güzel günlerimin
Üç mel’un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
En güzel günlerimin bu üç mel’un adamını
Yer yer tırnaklarımla kazıdım
Hatıralarımın camını...
En güzel günlerimin
Üç mel’un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
Biri ötekisi.
Düşmanımdır ikisi...
Sana gelince
Yazıyorsun,
Okuyorum.
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
İnsanın
Bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!
Ne kadar
Beraber geçmiş günlerimiz var;
Senin
Ve benim
En güzel günlerimiz...
Kalbimin kanıyla götüreceğim
Ebediyete
Ben o günleri..
Sana gelince, sen o günleri -
Kendi oğluyla yatan,
Kızlarının körpe etini satan
Bir ana gibi satıyorsun!.
Satıyorsun:
Günde on kaat,
Bir çift rugan pabuç,
Sıcak bir döşek
Ve üç yüz papellik rahat
İçin...
En güzel günlerimin
Üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
Biri ötekisi...
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüs’sün...
Ne ben sana kızarım
Ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
Düşman bile değiliz..
NAZIM HİKMET
Etiketler:
Alıntı Şiirler,
Dostluk,
Düşünce,
Hayat,
Nesirlerim,
Sorgulama
29 Aralık 2012 Cumartesi
Biliyorum Sana Giden Yollar Kapalı
Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni
Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini
Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli
Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki
Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki
Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…
Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki
Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki
İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:
Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri...
Cemal SÜREYA
30 Kasım 2012 Cuma
Ölümcül Duyarsızlık
Çok zamandır aklımı epey kurcalardı ölüm denen illet. Son zamanlarda bu konuda gerek konuşmamak, gerek (çok şükür) yakın çevremden birini kaybetmemiş olmak veya arkadaşlarımın da bir yakınlarını kaybetmiyor oluşu sanırım bir süredir engellemişti beni bu konudan. Bugün ofiste bulunmadığım bir dakika içerisinde sevdiğim bir arkadaşın, kuzeninin vefat haberi gelmiş tüm kat sakinlerinin kulağına. Bana ağlayanın kim olduğu sorulduğunda öğrendim ben de yaşanan hadiseyi. Durdum ve hiçbir şey demedim. Üzüldüm sadece bir an. Oldum olası yakını kaybeden birine ne diyeceğimi bilemezdim aslında, çünkü biliyorum ağzımdan çıkan hiçbir söz, karşımdaki insan için teselli veya güzel gelmeyecek, ya anlayışsız olacağım, ya da pollyanna.
İşin daha kötüsü bu kez beynim "Ne var ki bunda? İnsanlar doğar, insanlar ölür." diye bir mesaj yolladı bir an bilincime. İşte o an kendime kızmakla acımak arasında bir noktaya gittim. Mezarlık yanından geçerken bile içi acıyan, filmlerde sevdiği karakter ölünce ağlayan, ama kendi babasının cenazesine gitmemiş, babası, dedesi, babaannesi ölünce ağlamamış bir insan olmaktan bir kez daha utandım. Bu duyarsızlık kendi gerçeğimden kaçışın bir simgesi miydi o an? Yoksa sadece ölümün hayatın gerçeği olduğunu mu kabul etmekti? İkincisi olduğunu hiç sanmıyorum nedense. Bağ kuramamışlıktı belki beni ağlamaz,duygusuz kılan zamanında, ama bu durum değil ölmesi, kılına zarar geldiğini bilsem ağlayacağım birkaç insan olduğunu değiştirmiyor...
Belki ölüme duyarsızım, belki de insanlara, bilemiyorum. Belki hayata dönmemin yolu, o yıllardır kaçındığım, korktuğum mezarlığa girmekten geçiyordur. Belki de arkadaşımın kuzeninde olduğu gibi, genç yaşımda da ölebileceğimi kendime bir kez daha hatırlatıp, sevgilerimi söylemektir kurtuluşum. Aklıma bunu her düşündüğümde Behçet Necatigil'in 'Sevgilerde' şiiri geliyor:
Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.
Çirkindir gerçekten dar vakitlerde sevgileri söylemek, ama ebediyete göç vakti geldiğinde sevdiğinizin, söylemediklerinizin yol açacağı can acısı, emin olun daha çirkindir. Geride kalanın sevildiğini bilmemesi de keza hoş değildir, hep merak içindedir ne kadar sevildim, sevildim mi diye... Babasıyla neredeyse anısı olmayan ve sevildiğini hiç bilmeyen bir ilk göz ağrısı olarak eminim bundan.
Siz, siz olun, bırakın bilsin karşınızdaki değer verdiğinizi, en fazla gururunuza ufacık bir çentik yersiniz, içinizdeki keşkeleri süpürmenin o çentikten daha önemli olduğunu ilerde göreceksinizdir eminim. Bazen açık kelimelerle söylemeseniz bile, belli edin en azından onu düşündüğünüzü anlatan vurgularla, ona inandığınızı anlatan güven dolu sözlerle. Elbette karşınızdakinin bu cümleleri açıkça duyması kadar etkili olmaz çünkü her zaman imalarınızın karşınızda tam olarak kastettiğiniz anlamı oluşturup oluşturmadığını bilemezsiniz, ama en azından denemiş olursunuz...
Etiketler:
Alıntı Şiirler,
Düşünce,
Hayat,
Nesirlerim,
Ölüm,
Sorgulama
7 Kasım 2012 Çarşamba
Bir Gün Anlarsın
Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
Duyarsın,
Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
Niçin yaratıldığını.
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır, gökyüzüne ellerin.
Ama çaresiz,
Ama yorgun,
Ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
Beklemeyi, ümit etmeyi.
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
Lanet edersin yaşadığına...
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.
Ümit Yaşar OĞUZCAN
*Bugün Ümit Yaşar Oğuzcan günü ilan etmiştim sabahtan, neden bilmem aklıma ilk bu şiirini okumak düşmüştü. Tekrar hatırladım neden sevdiğimi bu şairi... Beni bana anlatıyor adam resmen..
Etiketler:
Alıntı Şiirler,
Aşk,
Depresyon,
Dert,
Hayat,
İç Hesaplaşma,
Yalnızlık
5 Kasım 2012 Pazartesi
Çok Sevmek
Bizi kandıran o şarkılar, o mavi gece
O sıcaklığı beyaz ellerin, o ilk bakış
Sebepsizliğin sebep olduğu şafak vakti
O çok sevmek gecelerde o çaresiz aldanış.
Uzayan saçlar, alnında avuçlarımızın
İşte o, insanın bir yerde, aşka boyun eğmesi
Kırılmak, bölünmek, o hep bütünlenmek
O çok sevmek, tenin bir başka tene değmesi.
Yanmak mı o eski çağlarda yanmak
Kül olup savrulmak rüzgara karşı
İlk kesilmişliği mağrur ellerimizin
O çok sevmek, kanımızın o ilk akışı.
İşte pınarlar, testiler, ırmaklar, çeşmeler
Kanlı avuçlarla içmek aşkı kanmadan
O kıyılarımızdaki denizin ilk coşkunluğu
O çok sevmek büyütmek onu hep, orada o zaman
Kazımak ulu ağaç gövdelerine adımızı
Yazmak her şeyi bir bir kumların üstüne
O her işkenceye mahkum olmuşluğumuz
O çok sevmek, daha çok sevmek günden güne.
Öyle delicesine, öyle korkunç, öyle çılgın
O çok sevmek o yanardağ, o ateş, o yangın...
Ümit Yaşar OĞUZCAN
Deli Olmak İşten Değil
Düşüncem var, dağlar kadar
Deli olmak işten değil
Bende kış, alemde bahar
Deli olmak işten değil
İşiten yok, ağla bağır
Tanrı dilsiz, alem sağır
Düşünceler öyle ağır
Deli olmak işten değil
Arzu, o bitmeyen yarış
Kara toprak sona varış
Ömür dediğin bir karış
Deli olmak işten değil
Sonsuzluğa giden gemi
Sürükler de düşüncemi
Vehim sarar her gecemi
Deli olmak işten değil
Karanlık mal oldu bana
Gerçek hayal oldu bana
Dostlar! bir hal oldu bana
Deli olmak işten değil.
Ümit Yaşar OĞUZCAN
Etiketler:
Alıntı Şiirler,
Dert,
Düşünce,
Hayat,
Sorgulama
24 Ekim 2012 Çarşamba
Ben Seni Sevdim Mi?
Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini
Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu
Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim
Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük
En solmayan güller açtı içimde
Ömrümü değerli kılan bir şeydin
Sen benim bozbulanık gençliğimde
Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve bir gün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi? Sevdim, ya sen beni
Ümit Yaşar OĞUZCAN
9 Temmuz 2012 Pazartesi
Boşuna Değil
Boşuna değil
Her dakika seni hatırlayışım
Boşuna değil her akşam
İçime bir garipliğin çökmesi
Bu şehrin bütün sokaklarında
Yana yakıla seni aramam boşuna değil
Boşuna değil pazarları sevmeyişim
Durup durup içimin kararması
Gözlerimin dolması apansız
Boşuna değil
İnan boşuna değil sevdiğim
Bu dalıp dalıp gitmeler
Bu dayanılmaz özlem
Bu sevda boşuna değil
Kolu kanadı kırılmış bir serçeyim senden uzakta
Suyu kesilmiş çeşmeyim
Bir gece lambasıyım kırılmış, sönük
Biliyorum her şey seninle güzel
Her şey seninle büyük
İnan sevdiğim inan
Yıllardır aradığımsın
Ömür boyu beklediğmsin
Ben bir martıyım yalnız, küçük
Sen dalga dalga denizimsin
Koşmak sana doğru
Yaşamak senin için
Ve katlanmak her şeye seninle
Tek başına değil
İnan sevdiğim inan
Seni bunca sevmem
Boşuna değil
Ümit Yaşar OĞUZCAN
23 Mayıs 2012 Çarşamba
Aynalardan Uzakta
Şimdi en açık renginde gözlerin
Şimdi benimlesin tüm kaygılardan uzak
Anlatılmaz bir şey var aramızda hazin
Şiir gibi bir şey seninle yaşamak
Bulutsuz bir gökyüzüdür güzelliğin
Yıldızların en parlak olduğu zamansın
Denizlerim senin kıyılarında sakin
Bırak ellerini avuçlarımda kalsın
Çirkin olan, fena olan ne varsa unut
Gözlerimin söylediği şarkıyı dinle
Ellerimizde sevgi, içimizde umut
Bütün iyilikleri paylaşalım seninle
Aşkın büyülü sesini duyuyor musun
Şimdi onun gülleri açan güz bahçelerinde
Gitme ki günlerimiz gecelerimiz olsun
Çoban kulübelerinde, balıkçı kahvelerinde
Varlığın dudaklarımda bir bal tadı
Yokluğun en korkuncu ölümlerin
Senden başka dindiren olmadı
Acısını içimde kanayan yerin
Benimle kal zaman bitinceye kadar
Benim ol yüzyıllar ve çağlar boyunca
Bir ömürdür seninle geçen dakikalar
Ölümden güçlüyüm sen yanımda olunca
Şimdi öyle büyük ki beraberliğimiz
Nabzın benim bileklerimde vurmakta
Artık bütün kaygıların ötesindeyiz
Benimle en güzelsin aynalardan uzakta
Ümit Yaşar OĞUZCAN
Şimdi benimlesin tüm kaygılardan uzak
Anlatılmaz bir şey var aramızda hazin
Şiir gibi bir şey seninle yaşamak
Bulutsuz bir gökyüzüdür güzelliğin
Yıldızların en parlak olduğu zamansın
Denizlerim senin kıyılarında sakin
Bırak ellerini avuçlarımda kalsın
Çirkin olan, fena olan ne varsa unut
Gözlerimin söylediği şarkıyı dinle
Ellerimizde sevgi, içimizde umut
Bütün iyilikleri paylaşalım seninle
Aşkın büyülü sesini duyuyor musun
Şimdi onun gülleri açan güz bahçelerinde
Gitme ki günlerimiz gecelerimiz olsun
Çoban kulübelerinde, balıkçı kahvelerinde
Varlığın dudaklarımda bir bal tadı
Yokluğun en korkuncu ölümlerin
Senden başka dindiren olmadı
Acısını içimde kanayan yerin
Benimle kal zaman bitinceye kadar
Benim ol yüzyıllar ve çağlar boyunca
Bir ömürdür seninle geçen dakikalar
Ölümden güçlüyüm sen yanımda olunca
Şimdi öyle büyük ki beraberliğimiz
Nabzın benim bileklerimde vurmakta
Artık bütün kaygıların ötesindeyiz
Benimle en güzelsin aynalardan uzakta
Ümit Yaşar OĞUZCAN
21 Mart 2012 Çarşamba
Yağmur Kaçağı
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yoksa bir bir yıldızlar düşecek
Eğer şairsem beni tanırsan
Yağmurdan korktuğumu bilirsen
Gözlerim aklına gelirse
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur götürecek yoksa beni
Geceleri bir çarpıntı duyarsan
Telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
Sarayburnu'ndan geçiyorum
Akşamsa eylülse ıslanmışsam
Beni görsen belki anlayamazsın
İçlenir gizli gizli ağlarsın
Eğer ben yalnızsam yanılmışsam
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur götürecek yoksa beni.
Attila İLHAN
Gün gelir seversiniz ya birini, kalbiniz biri için atar sırf, yüzünüz o mutlu olunca güler sadece.. Öyle güzel hisleri yaşarken umutsuzluğa kapıldığınız bir an gelir, elinizi tutsun istersiniz sevdiğiniz, işte o an Attila İlhan'ın ustalıkla anlattığı bu andır benim gözümde..
Olur ya dinlemek istersiniz bu güzel şiiri bir de üstadın kendi ağzından buraya tıklayın derim..
Yoksa bir bir yıldızlar düşecek
Eğer şairsem beni tanırsan
Yağmurdan korktuğumu bilirsen
Gözlerim aklına gelirse
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur götürecek yoksa beni
Geceleri bir çarpıntı duyarsan
Telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
Sarayburnu'ndan geçiyorum
Akşamsa eylülse ıslanmışsam
Beni görsen belki anlayamazsın
İçlenir gizli gizli ağlarsın
Eğer ben yalnızsam yanılmışsam
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur götürecek yoksa beni.
Attila İLHAN
Gün gelir seversiniz ya birini, kalbiniz biri için atar sırf, yüzünüz o mutlu olunca güler sadece.. Öyle güzel hisleri yaşarken umutsuzluğa kapıldığınız bir an gelir, elinizi tutsun istersiniz sevdiğiniz, işte o an Attila İlhan'ın ustalıkla anlattığı bu andır benim gözümde..
Olur ya dinlemek istersiniz bu güzel şiiri bir de üstadın kendi ağzından buraya tıklayın derim..
31 Ocak 2012 Salı
Bir Nefes Düş Gibi
Bazı duygular vardır, anlaşılır sadece.
Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini.
Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez.
Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile...
Yeryüzünde hiç bir kuvvet insanoğlunu
Sevme hakkından alıkoyamaz.
Sevmek çoğu zaman var olmaktır.
Sonunda bizi yok olmaya götürse bile.
Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.
Sen bile buna karşı koyamazsın.
Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim.
Bir zaman başkalarında aradım seni,
Başka yüzlerde, başka ellerde aradım.
Aldandım, fakat bir gün seni bulmak ümidimi kaybetmedim.
Nasıl olsa gelecektin bir gün
Ve işte geldin de!
Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya,
Bilmediğim kederleri öğretmeye geldin.
Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım,
Hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana.
Bir gün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.
Bu selin akışını hiçbir şey durduramaz artık.
Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma.
Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin.
Mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri
Beraberinde sürükleyerek gideceksin.
İşte o zmaan yoklukların
En dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.
Er geç gideceksin; beni anlayamadan,
Beni sevemeden gideceksin.
Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden,
Tesellisiz bir hüzün kalacak.
Yıllardır aradığım sendin
Ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım.
Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni
Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden...
Geldin ya!
Şimdi herşey güzel seninle.
Yürümenin, konuşmanın,
Nefes almanın bir başka anlamı var artık.
Sen varsın ya, her şey bambaşka gözlerimde...
Ümit Yaşar OĞUZCAN
Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini.
Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez.
Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile...
Yeryüzünde hiç bir kuvvet insanoğlunu
Sevme hakkından alıkoyamaz.
Sevmek çoğu zaman var olmaktır.
Sonunda bizi yok olmaya götürse bile.
Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.
Sen bile buna karşı koyamazsın.
Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim.
Bir zaman başkalarında aradım seni,
Başka yüzlerde, başka ellerde aradım.
Aldandım, fakat bir gün seni bulmak ümidimi kaybetmedim.
Nasıl olsa gelecektin bir gün
Ve işte geldin de!
Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya,
Bilmediğim kederleri öğretmeye geldin.
Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım,
Hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana.
Bir gün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.
Bu selin akışını hiçbir şey durduramaz artık.
Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma.
Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin.
Mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri
Beraberinde sürükleyerek gideceksin.
İşte o zmaan yoklukların
En dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.
Er geç gideceksin; beni anlayamadan,
Beni sevemeden gideceksin.
Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden,
Tesellisiz bir hüzün kalacak.
Yıllardır aradığım sendin
Ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım.
Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni
Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden...
Geldin ya!
Şimdi herşey güzel seninle.
Yürümenin, konuşmanın,
Nefes almanın bir başka anlamı var artık.
Sen varsın ya, her şey bambaşka gözlerimde...
Ümit Yaşar OĞUZCAN
30 Nisan 2011 Cumartesi
Kadınlar Çıkmazı
Yarım bir aşk, yarım bir dudaksın
sıkıntılı ikindi yağmurlarında
her yeni erkekten sonra daha erkeksin
tuzlu inciler dolu
...kuş uçmaz mavisi gözlerinin.
Işıklara çarpıyorsun sokağa çıksan
şehrin korkusu büyüyor pencerelerde.
Avuntusu yok erkekli yatakların
ne olur gitme
daha kaybolacaksın.
Bir yanın şarkılar
kan tutmaları öbür yanın.
Gülerken iki kadeh arasında
nasıl ağladığın anlatılmıyor.
Ne olur
bu kadar kendine saklanma.
Sen kapalı, mahzun odalarda
kırık oyuncaklara karşı bir çocuk.
Ürperiyorsun denizin çığlıklarını duydukça
dudakların kaskatı öpüldükçe neden?
Kaç ölüm tasarlıyorsun çıkmazında
belli, yoruldun kendini denemekten.
AHMET OKTAY
sıkıntılı ikindi yağmurlarında
her yeni erkekten sonra daha erkeksin
tuzlu inciler dolu
...kuş uçmaz mavisi gözlerinin.
Işıklara çarpıyorsun sokağa çıksan
şehrin korkusu büyüyor pencerelerde.
Avuntusu yok erkekli yatakların
ne olur gitme
daha kaybolacaksın.
Bir yanın şarkılar
kan tutmaları öbür yanın.
Gülerken iki kadeh arasında
nasıl ağladığın anlatılmıyor.
Ne olur
bu kadar kendine saklanma.
Sen kapalı, mahzun odalarda
kırık oyuncaklara karşı bir çocuk.
Ürperiyorsun denizin çığlıklarını duydukça
dudakların kaskatı öpüldükçe neden?
Kaç ölüm tasarlıyorsun çıkmazında
belli, yoruldun kendini denemekten.
AHMET OKTAY
14 Şubat 2011 Pazartesi
Üçüncü Şahsın Şiiri
Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım.
Atilla İLHAN
14 Şubatta günün benim açımdan anlam ve önemine en uygun şiiri budur herhalde... Her aşkında üçüncü şahıs olan, karşısındaki kişi değişse de onu uzaktan sevmekten kurtulamayan, başkalarının kollarında gülen yâri bir ömür bekleyen biri olmak en güzel böyle anlatılırdı...
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım.
Atilla İLHAN
14 Şubatta günün benim açımdan anlam ve önemine en uygun şiiri budur herhalde... Her aşkında üçüncü şahıs olan, karşısındaki kişi değişse de onu uzaktan sevmekten kurtulamayan, başkalarının kollarında gülen yâri bir ömür bekleyen biri olmak en güzel böyle anlatılırdı...
23 Aralık 2010 Perşembe
Beni Bu Havalar Mahvetti
Beni bu güzel havalar mahvetti
Böyle havada istifa ettim,
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Orhan Veli KANIK
Tam bugünkü moduma uygun bir şiir. Kötü bir gün olmamasına rağmen içimin sıkkın olduğu ve ne yazık ki istemeden de olsa çevremdeki bir çok insana bunu yansıttığım bir gün oldu..
Böyle havada istifa ettim,
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Orhan Veli KANIK
Tam bugünkü moduma uygun bir şiir. Kötü bir gün olmamasına rağmen içimin sıkkın olduğu ve ne yazık ki istemeden de olsa çevremdeki bir çok insana bunu yansıttığım bir gün oldu..
15 Temmuz 2010 Perşembe
Dağ Rüzgarı
Kaderde senden ayrı düşmek de varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim…
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
Git, gidebildiğin yere git, diyordum
Oysa ki, senden kaçılmazmış,
Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış,
Bilmiyordum.
Yine de dayanmaya çalışıyorum işte.
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgar güzel bir koku getirmişse,
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum.
Yaşamak seninle bir başka zamanı
Bir başka zamanda seni yaşamak
Her şeyden önce sen
Elbette sen
Mutlaka sen
Sen ol yeter ki bu zaman içinde
Ben olmasam da olur
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır,
Bitmiyorsun.
Su olup çeşmelerden akan güzelliğin,
İnceliğin ışık yüzüme vuran
Sen güneş kadar sıcak
Tabiat kadar gerçek
Sen bahçelerde çiçekler açtıran
Sudan, havadan, güneşten yüce varlık
Sen, o tek sevgi içimde
Sen görebildiğim tek aydınlık
Bir nefes de benim için al
Havasızlıktan öldürme beni
Bulutlara, yıldızlara benim için de bak
Susadım diyorsam
Bir yudum su içmelisin
Ben yorulduysam sen uyumalısın
Ellerim sevilmek istiyor
Saçlarım okşanmak istiyor
Dudaklarım öpülmek istiyor
Anlamalısın.
Ağaçların yeşili kalmadı
Gökyüzünün mavisi yok
Bu dağlar o dağlar değil
Rüzgarında kekik kokusu yok
Kim bu çaresiz adam
Bu kan çanağı gözler kimin
Kaç gecedir uykusu yok
Gündüzü yok
Gecesi yok
Yok
Yok
Anladım
Sensiz yaşanmaz bu dünyada
İmkanı yok.
-Ümit Yaşar OĞUZCAN-
Lise yıllarıma damgasını vurduğunu düşündüğüm şiir olur kendileri... Sonradan farkettim ki meğerse bütün ömrüm o dağ rüzgarını aramakla geçecekmiş... O yüzden daha da önemlidir artık kendileri.
Lise yıllarıma damgasını vurduğunu düşündüğüm şiir olur kendileri... Sonradan farkettim ki meğerse bütün ömrüm o dağ rüzgarını aramakla geçecekmiş... O yüzden daha da önemlidir artık kendileri.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)