25 Haziran 2012 Pazartesi

Öğrendim

Çıktığım adaletsiz yolları gördüm,
Eşitiz demekle eşit olunmadığını öğrendim..
Unutulur denmesiyle unutulmayacağı,
Alışırsın demekle alıştırılamayacağım gibi..
İlişkilerin her zaman işteş olmadığını öğrendim,
Aşkların her zaman karşılıklı olmadığını,
İnsanların aldıklarınca vermeye programlı olmadığını,
Bazı şeylerin zorlamakla olmadığını
Yaşayarak öğrendim.

Acıdan başka bir şey hissetmezken bile
Ayakta dik durup,
İnsanları başarılı bir şekilde kandırabildiğimi öğrendim,
Yalanların benim için zor olmadığını...
Mesafelerin fiziksel olanında
Ciddi yıkım pek görülmediğini,
Asıl sorunun
Duygusal mesafeler olduğunu öğrendim,
Bazen ne kadar uğraşsan da aşamazmışsın onları..

Her bir hayat dersini acıdan almayı öğrendim,
Mutluluktan kendime bir şey katamayacağımı...
Çektiğim acılara şükretmeyi de
İşte böyle zamanlarda öğrendim...


Ceyda TOPUZ
25.06.2012    02:15

16 Haziran 2012 Cumartesi

Çorak

Buralar bize göre değil ey dost,
Biz çorak topraklara ait tohumlarız...
Kaderimiz yeşil bağların, bahçelerin,
Güllerin, çiçeklerin değil;
Kaktüslerin, suya özlemlerin
İçine hapsedilmiş...
Büyümek, yeşermek değil bize göre,
Aslolan çatlatmak bulunduğumuz yeri
Daha derinlemesine...

Ceyda Topuz
31.05.2012   01.15

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Aynalardan Uzakta

Şimdi en açık renginde gözlerin
Şimdi benimlesin tüm kaygılardan uzak
Anlatılmaz bir şey var aramızda hazin
Şiir gibi bir şey seninle yaşamak

Bulutsuz bir gökyüzüdür güzelliğin
Yıldızların en parlak olduğu zamansın
Denizlerim senin kıyılarında sakin
Bırak ellerini avuçlarımda kalsın

Çirkin olan, fena olan ne varsa unut
Gözlerimin söylediği şarkıyı dinle
Ellerimizde sevgi, içimizde umut
Bütün iyilikleri paylaşalım seninle

Aşkın büyülü sesini duyuyor musun
Şimdi onun gülleri açan güz bahçelerinde
Gitme ki günlerimiz gecelerimiz olsun
Çoban kulübelerinde, balıkçı kahvelerinde

Varlığın dudaklarımda bir bal tadı
Yokluğun en korkuncu ölümlerin
Senden başka dindiren olmadı
Acısını içimde kanayan yerin

Benimle kal zaman bitinceye kadar
Benim ol yüzyıllar ve çağlar boyunca
Bir ömürdür seninle geçen dakikalar
Ölümden güçlüyüm sen yanımda olunca

Şimdi öyle büyük ki beraberliğimiz
Nabzın benim bileklerimde vurmakta
Artık bütün kaygıların ötesindeyiz
Benimle en güzelsin aynalardan uzakta


Ümit Yaşar OĞUZCAN

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Adım Adım Hedefime

Neredeyse 4 ay olmuş "Impossible is nothing!" yazısını yazalı. Orada bahsi geçen ilk 6 aylık planımda gerçekleştirmeyi başardığım kısmın yüzdesini görebilmek için oturdum bu kez bilgisayar başına.

Bu 4 ayda iş değiştirmek, eve çıkmak, nispeten daha düzenli bir şekilde yazmak (yalnızca blog değil) gibi zor olarak sayabileceğim hedeflerimi gerçekleştirmeyi başarmışım. İlk işimde 2 sene, ikinci işimde 1 sene geçirdikten sonra ve o 1 seneyi pestil olarak doldurduktan sonra, artık sanırım biraz dinlenmeyi hak etmişimdir. Kastettiğim dinlenme tabii ki yeni iş öncesi tatili değil, daha az gecemi gündüzümü alacak bir işten bahsediyorum. Kendime, zevklerime ayıracağım zamanı ayın belirli günleriyle sınırlı tutmamamı sağlayabilecek bir işe başladım 21 Mayıs itibariyle. Ev değişeli 1 ay oldu, yazılarım ise özellikle hayatımda biri çok büyük bir yer kaplamaya başladığından beri, inanılmaz bir ivme gösterdi. Geriye kalan hedeflerde sapma yok ama azıcık ucundan bir erteleme olduğu gerçeğini gizleyemeyeceğim. Mezuniyet, ehliyet, ingilizce seviyem ve SM yönetimi ile ilgili bilgi düzeyimi arttırmak gibi hedeflerim ise zaman içerisinde ilerlemeye devam edecek. Kendimden tatmin olup da, karşılarına tick atıncaya kadar da içim rahat etmeyecek.

Değişmeyen tek şey, değişimin kendisiyken; olduğum yerde saymaya niyetim yok. Her gün bir adım daha atarak hedefime erişmeliyim.

28 Nisan 2012 Cumartesi

Buçukluk

Bazen kendimi bir Buçukluk gibi hissediyorum, hani şu Hobbit diye bildiğimiz Tolkien'den. Kendisi gibilerden oluşan ufacık bir toplulukta, bildiği tanıdığı dünyada mutlu... O dünyanın dışına adım attığında boyundan çok daha büyük yüklerin altına girebilen ve taşıyabilen de üstelik tek kelime etmeden... Pek çok kimsenin bilmediği, adını duysa bile inanmadığı ya da küçümseyip kaale almadığı... Onların dünyasına ait olmayan birkaç kaçığın yalnızca bilip de sevdiği... Sevdikleri, kaybetmek istemedikleri için elinden gelenden fazlasını yapmaktan çekinmeyen, kendisi gibi olmadıklarının farkında olmasına rağmen dış dünyaya safça güvenen ve bu güveni de genelde sömürülen...

21 Mart 2012 Çarşamba

Yağmur Kaçağı

Elimden tut yoksa düşeceğim
Yoksa bir bir yıldızlar düşecek
Eğer şairsem beni tanırsan
Yağmurdan korktuğumu bilirsen
Gözlerim aklına gelirse
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur götürecek yoksa beni

Geceleri bir çarpıntı duyarsan
Telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
Sarayburnu'ndan geçiyorum
Akşamsa eylülse ıslanmışsam
Beni görsen belki anlayamazsın
İçlenir gizli gizli ağlarsın
Eğer ben yalnızsam yanılmışsam
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur götürecek yoksa beni.


Attila İLHAN



Gün gelir seversiniz ya birini, kalbiniz biri için atar sırf, yüzünüz o mutlu olunca güler sadece.. Öyle güzel hisleri yaşarken umutsuzluğa kapıldığınız bir an gelir, elinizi tutsun istersiniz sevdiğiniz, işte o an Attila İlhan'ın ustalıkla anlattığı bu andır benim gözümde..

Olur ya dinlemek istersiniz bu güzel şiiri bir de üstadın kendi ağzından buraya tıklayın derim..

17 Mart 2012 Cumartesi

Sevilene...

Kendimden vazgeçmenin eşiğindeyken
Önce sesin beni buldu ıssız sokaklarda
Kendi gölgemden korkup kaçarken
Kolların sardı bedenimi buz gibi gecede

Yüreğimin çığlıklarını bastırdı sesin
Bedenimi acımasız ellerden sakındı bedenin
Cennetlerin en yaşanılasına çevirdi dünyamın rengini
Ruhunun saf ve duru güzelliği.

Amaçsızlığın soğuk hançerini aldın elimden
Umutsuzluğu söküp attın bedenimden
Uzak diyarlardan bir pınar misali aktın hayatıma
Yeniden doğmamı sağladı hayat enerjin

Ben yokum artık buralarda
Seninle bütünleştim ummadığım bir anda
Baktığımız her yerde, gördüğümüz her şeyde
Birbirimizin olduk beden ve ruhumuzla.

24.02.2012 11:15
Ceyda TOPUZ