Sustuklarım büyüdü içimde, biliyorum. Farkındayım yaptığım herşeyin.. Meyvesini topluyorum farkındalığımın yavaş yavaş.. Zaten düzgün gitmeyen hayatımı bir de kendi ellerimle çöktürüyorum.. Kazandığım gibi başarılı bir şekilde kaybediyorum da aynı zamanda.. Farklı şeyler denemeyi delice isterken her an cesaretim kırılıyor inatlaşır gibi benimle..
Kariyerimle ilgili şüphelerim gün geçtikçe artıyor.. Bu zamana kadar bu bölümün bana uygun olduğunu nasıl düşünmeye devam etmişim diyorum..
İstanbul ve mezuniyetin yaklaşması her geçen gün üstüme geliyor. İş bulamama korkuları, yurtla ilişiğim kesilince bu kez ne yapabileceğimin endişesi, hatta okulu bitirememe korkusu, çevremde kalıcığı olan insanların bana uzaklığının yarattığı, duygusal yalnızlığım, vs...
Yoruyor bu hayat beni ısrarla.. Farklı zaman dilimlerinde aynı korkuları yaşamaya alışmıştım fakat bu sefer hepsi aynı zamana denk geldi.. Sanırım haftalardır içimi sıkan da bu.. Gülmeye çalışıyorum, eh başarıyorum da biraz doğrusu, ama içimdeki sıkıntıyı göstermemek -ya da az göstermek- dışında bir etkisi de olmuyor ne yazık ki.. Birikiyor aklımda onlarca şey, yanlış yerde yanlış zamanda yanlış kişilere patlamaktan korkarak bir günü daha atlattığımı düşünüyorum...
23 Aralık 2010 Perşembe
Beni Bu Havalar Mahvetti
Beni bu güzel havalar mahvetti
Böyle havada istifa ettim,
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Orhan Veli KANIK
Tam bugünkü moduma uygun bir şiir. Kötü bir gün olmamasına rağmen içimin sıkkın olduğu ve ne yazık ki istemeden de olsa çevremdeki bir çok insana bunu yansıttığım bir gün oldu..
Böyle havada istifa ettim,
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Orhan Veli KANIK
Tam bugünkü moduma uygun bir şiir. Kötü bir gün olmamasına rağmen içimin sıkkın olduğu ve ne yazık ki istemeden de olsa çevremdeki bir çok insana bunu yansıttığım bir gün oldu..
3 Aralık 2010 Cuma
ikiyüzlü şiir
Birilerine bahsedince zorlaşıyormuş bazı hisleri kendi içinde yaşamak...
Her an bir çaba beliriyormuş kendini belli etmek için karşındakine...
Bir yandan da diğer insanlardan sakınmak için kendini
Anlamsız, garip uğraşlara girişiyormuş insan gereksiz yere...
Oysa daha anlamsız olan hisleri saklamak değil mi ki içinde?
Hele ki ölümlü dünyada
Mezara mı gitsin illa ki hislerin de senle birlikte?
Hem karşındakini kendinden, sevgiden mahrum etmek
Hiç sığar mı bir insanı sevmeye?
Kendini nihayet tamamlanmış hissettiren insanı bulmuşken
Sessiz kalmaya çalışmaktan,
Ufacık yüreğine sığmaya çalışmaktan
Heba olmaz mı insan, yazık etmez mi kendine?
Ceyda Topuz
Şiirin adının "ikiyüzlü şiir" olmasının sebebi; bu şiirde belirttiğim bazı düşüncelerin uygulaması konusunda gerçek hayatta pek cesaretli olmamam... Bazen çok istesem de içinde bulunduğumuz toplum izin vermedi bana yargılarıyla başımı ağrıtarak, bazen de kötü deneyimler kendimi engellememe sebep oldu. Sonuç, düşünceleri ile davranışı tutamayan bir Ceyda ne yazık ki.. Doğru zaman geldiğinde bu kötü yönümün de üstesinden gelmeyi umuyorum...
Her an bir çaba beliriyormuş kendini belli etmek için karşındakine...
Bir yandan da diğer insanlardan sakınmak için kendini
Anlamsız, garip uğraşlara girişiyormuş insan gereksiz yere...
Oysa daha anlamsız olan hisleri saklamak değil mi ki içinde?
Hele ki ölümlü dünyada
Mezara mı gitsin illa ki hislerin de senle birlikte?
Hem karşındakini kendinden, sevgiden mahrum etmek
Hiç sığar mı bir insanı sevmeye?
Kendini nihayet tamamlanmış hissettiren insanı bulmuşken
Sessiz kalmaya çalışmaktan,
Ufacık yüreğine sığmaya çalışmaktan
Heba olmaz mı insan, yazık etmez mi kendine?
Ceyda Topuz
Şiirin adının "ikiyüzlü şiir" olmasının sebebi; bu şiirde belirttiğim bazı düşüncelerin uygulaması konusunda gerçek hayatta pek cesaretli olmamam... Bazen çok istesem de içinde bulunduğumuz toplum izin vermedi bana yargılarıyla başımı ağrıtarak, bazen de kötü deneyimler kendimi engellememe sebep oldu. Sonuç, düşünceleri ile davranışı tutamayan bir Ceyda ne yazık ki.. Doğru zaman geldiğinde bu kötü yönümün de üstesinden gelmeyi umuyorum...
1 Aralık 2010 Çarşamba
Sıkıntı,Bit !
Bu ara çok alakasız, gereksiz şeyleri düşünmeye başladım onca derdin arasında... Sanki evden sürgüne kaçar misali ardına bakmadan giden ben değilmişim gibi, saçma şeyleri kafama dert etmeye başladım. Kendi derdim bitmedi ama yine başkalarının derdine de sardırdım.. Ne olup bitiyor bana anlamıyorum. Kendime karşı duyarsızlaştım mı ki birdenbire? Daha da önemlisi NEDEN?
Dün gece aklıma gelen ilginç bir düşünce mesela, babam yerine annem ölseydi hayatımda ne gibi farklılıklar olurdu? Sadece kendim açısından değil, akrabalarım ve onlarla olan ilişkim açısından özellikle... Dayım bu kadar yanımda olur muydu veya onun yardımına bu kadar ihtiyacım olur muydu? Evden ayrıl dediklerinde bana hiç düşünmeden, sormadan, endişe etmeden gidebileceğim bir baba evi olur muydu? Anneannemler ne yapardı peki, yine onlarla mı yaşardım? Özlemim yine sadece onlara mı olurdu? (Biliyorum bu soruların hepsi saçma, sonuçta kelebek etkisi denen bir olay var ve bir değişkene dokundun mu tüm denklem anında değiştiriyor kendisini ama sormadan edemedim işte)Yine okuyabilir miydim bu kadar kaliteli bir şekilde? İTÜ'nün nimetlerinden faydalanabilir veya zorluklarını çekebilir miydim?
Daha nicesi sırayla aklımı bulandırdı son 3-4 gündür... Kendime cevap veremiyorum, daha güzel günler olurdu belki diye düşünmeye bile korkuyorum çünkü.. Zor olanı ben seçmedim elbet ama o niye beni buldu diye sorgulatıyor çünkü sevgili beynim bana öyle düşünceler üşüşünce kafama.. İsyankar kişilğimi ön plana çıkartmak istemiyorum kendi içimde, sadece dışarı yansısın o... Bana dışardaki yanlışlıklara isyan etmem yeter, zaten öyle çoklar ki...
Kısaca yurda çıkmamın psikolojimde yarattığı bozukluk yetmez gibi kendi kendime ekstra psikolojik zararlar vermeye devam ediyorum... Biraz mutlu olmaya ihtiyacı var bu bünyenin... Dostlara ihtiyacı var... Bir de hayatıma girmesini istediğim insana biraz...
Dün gece aklıma gelen ilginç bir düşünce mesela, babam yerine annem ölseydi hayatımda ne gibi farklılıklar olurdu? Sadece kendim açısından değil, akrabalarım ve onlarla olan ilişkim açısından özellikle... Dayım bu kadar yanımda olur muydu veya onun yardımına bu kadar ihtiyacım olur muydu? Evden ayrıl dediklerinde bana hiç düşünmeden, sormadan, endişe etmeden gidebileceğim bir baba evi olur muydu? Anneannemler ne yapardı peki, yine onlarla mı yaşardım? Özlemim yine sadece onlara mı olurdu? (Biliyorum bu soruların hepsi saçma, sonuçta kelebek etkisi denen bir olay var ve bir değişkene dokundun mu tüm denklem anında değiştiriyor kendisini ama sormadan edemedim işte)Yine okuyabilir miydim bu kadar kaliteli bir şekilde? İTÜ'nün nimetlerinden faydalanabilir veya zorluklarını çekebilir miydim?
Daha nicesi sırayla aklımı bulandırdı son 3-4 gündür... Kendime cevap veremiyorum, daha güzel günler olurdu belki diye düşünmeye bile korkuyorum çünkü.. Zor olanı ben seçmedim elbet ama o niye beni buldu diye sorgulatıyor çünkü sevgili beynim bana öyle düşünceler üşüşünce kafama.. İsyankar kişilğimi ön plana çıkartmak istemiyorum kendi içimde, sadece dışarı yansısın o... Bana dışardaki yanlışlıklara isyan etmem yeter, zaten öyle çoklar ki...
Kısaca yurda çıkmamın psikolojimde yarattığı bozukluk yetmez gibi kendi kendime ekstra psikolojik zararlar vermeye devam ediyorum... Biraz mutlu olmaya ihtiyacı var bu bünyenin... Dostlara ihtiyacı var... Bir de hayatıma girmesini istediğim insana biraz...
30 Ekim 2010 Cumartesi
denemesel bi iç döküm...
Gece saat 02:30 ve ben yarın işe gidecek olmama rağmen halen uyanığım. Uykunun esamesi okunmuyor şu halde hatta... İstiyorum ki tek seçeneğim kalsın bana hayatımda: ölmek.
Ne zamandır bu kadar bezginim hayattan bilemiyorum... Duygularım,biricik gururum, düşüncelerim, korkularım, endişelerim, kıymetlilerim, yazdıklarım, yazamadıklarım, çizdiklerim, kararlarım, kararsızlıklarım arasında öyle bir durum oluşmuş ki herhangi bir tanesine gelen en ufacık bir taşla hepsi birden çöküyor: "SYSTEM FAILURE" modu yani. O çok kıymetli taşı da gururuma yedim bu kez "Öldür beni Allahım" diyecek kadar ağır gelecek bir şekilde.
Gitmek istiyordum, istiyorum da buradan fakat kendi istediğim zamanda ve şartlarda... Kesinlikle böyle değildi aklımdaki, güzel bir miktar para biriktirip canımla, gamzemle eve çıkıp mutlu mesut yaşayacaktım. İşim olacaktı güzel bir tane, zevk aldığım, yorulsam da umurumda olmayacaktı. Güzel, sakin, eğlenceli bir ev hayatım olacaktı.. Gelenime, gidenime, arkadaşlarımla buluşmama laf edecek insan olmayacaktı ve ben o özgürlüğümle mutlu olacaktım. Sıkıntı çeksem de yüzüm gülecekti.
Oysa şimdi ne durumdayım... Zayıf, yılmış, bıkkın, üzgün ve en önemlisi ölmek isteyen... Ağzımdan dökülen "Allahım al canımı, kurtar beni, koy beni babamın yanına" cümlesine benden çok şaşan olabilir mi ki? Olamaz çünkü çevremdeki herkes bu konudan ne kadar kaçındığımı bilir veya kaçındığım böyle bir konu olduğunu bile bilmez belki. Zor oldu konuşmak her zaman veya rüyalarımda görmek sırf ölümü veya onun ölümünü... Şimdi ise o korktuğum, sevmediğim, kaçmak istediğim ölümün pençesinin gelip beni bulmasını istiyorum... Yok, hakikaten ne kendime ne de bunları bana yaşatanlara diyebilecek bir sözüm yok.
Ne zamandır bu kadar bezginim hayattan bilemiyorum... Duygularım,biricik gururum, düşüncelerim, korkularım, endişelerim, kıymetlilerim, yazdıklarım, yazamadıklarım, çizdiklerim, kararlarım, kararsızlıklarım arasında öyle bir durum oluşmuş ki herhangi bir tanesine gelen en ufacık bir taşla hepsi birden çöküyor: "SYSTEM FAILURE" modu yani. O çok kıymetli taşı da gururuma yedim bu kez "Öldür beni Allahım" diyecek kadar ağır gelecek bir şekilde.
Gitmek istiyordum, istiyorum da buradan fakat kendi istediğim zamanda ve şartlarda... Kesinlikle böyle değildi aklımdaki, güzel bir miktar para biriktirip canımla, gamzemle eve çıkıp mutlu mesut yaşayacaktım. İşim olacaktı güzel bir tane, zevk aldığım, yorulsam da umurumda olmayacaktı. Güzel, sakin, eğlenceli bir ev hayatım olacaktı.. Gelenime, gidenime, arkadaşlarımla buluşmama laf edecek insan olmayacaktı ve ben o özgürlüğümle mutlu olacaktım. Sıkıntı çeksem de yüzüm gülecekti.
Oysa şimdi ne durumdayım... Zayıf, yılmış, bıkkın, üzgün ve en önemlisi ölmek isteyen... Ağzımdan dökülen "Allahım al canımı, kurtar beni, koy beni babamın yanına" cümlesine benden çok şaşan olabilir mi ki? Olamaz çünkü çevremdeki herkes bu konudan ne kadar kaçındığımı bilir veya kaçındığım böyle bir konu olduğunu bile bilmez belki. Zor oldu konuşmak her zaman veya rüyalarımda görmek sırf ölümü veya onun ölümünü... Şimdi ise o korktuğum, sevmediğim, kaçmak istediğim ölümün pençesinin gelip beni bulmasını istiyorum... Yok, hakikaten ne kendime ne de bunları bana yaşatanlara diyebilecek bir sözüm yok.
21 Eylül 2010 Salı
Geçmişin Etkisi
Yanımda olmasını istemek birinin ne zamandır suç oldu kendi beynimde bile?
Eşlik edilmesini istemek içtiğim çaya, yürüdüğüm yola, sohbetime...
Birinin sarılmasını istemek sevgi dolu bir şekilde neden yanlış oldu?
Umutlanmamak ne zamandır kural oldu kendime koyduğum?
Alışkındım sevip de sevilmemek kısmına aşkın,
Ama sevmemeye çalışmak ne zaman alışkanlık oldu?
Kalemimi uslu tutmaya çalışmak neyin amacı oldu?
Yazmayınca körelecek mi tüm bu duygular sanki!
Birini düşünüp en yakınlarıma bile adını anmamak,
Hataymış onu düşünmek gibi konuşmak,
Hatta yalan söylemek ne zamandır benim yaptığım bir şey oldu?
Söylediğim kelimeleri enine boyuna tartıp söylemek,
Ya da düşlerimde doyamadığım gözlerine bakamamak
Nasıl bir değişimin sonucu oldu?
Bütün bu soruların cevabını
Geçmişte aramam gerektiğini bilecek kadar yaşadım.
Elimi eteğimi çekmek için onlarca söz verdiğim kendime,
Ama bir türlü başaramadığım,
Benim kocaman bir parçam olan geçmişim tüm sorumlusu bunların.
Şimdi yine serzenişlerimi yaptığım şey ne kader, ne benim karakterim,
Geçmişin üzerimden tüm silkinmelere rağmen düşmeyen kırıntıları...
Yine geçmişin etkisiyle yeni bir değişime
Bu kez farklı bir cümleyle kaldırıyorum kadehimi;
Geçmişimle barışık, yeni umutlarla dolu, güzel günlere...
01.11.2009
Eşlik edilmesini istemek içtiğim çaya, yürüdüğüm yola, sohbetime...
Birinin sarılmasını istemek sevgi dolu bir şekilde neden yanlış oldu?
Umutlanmamak ne zamandır kural oldu kendime koyduğum?
Alışkındım sevip de sevilmemek kısmına aşkın,
Ama sevmemeye çalışmak ne zaman alışkanlık oldu?
Kalemimi uslu tutmaya çalışmak neyin amacı oldu?
Yazmayınca körelecek mi tüm bu duygular sanki!
Birini düşünüp en yakınlarıma bile adını anmamak,
Hataymış onu düşünmek gibi konuşmak,
Hatta yalan söylemek ne zamandır benim yaptığım bir şey oldu?
Söylediğim kelimeleri enine boyuna tartıp söylemek,
Ya da düşlerimde doyamadığım gözlerine bakamamak
Nasıl bir değişimin sonucu oldu?
Bütün bu soruların cevabını
Geçmişte aramam gerektiğini bilecek kadar yaşadım.
Elimi eteğimi çekmek için onlarca söz verdiğim kendime,
Ama bir türlü başaramadığım,
Benim kocaman bir parçam olan geçmişim tüm sorumlusu bunların.
Şimdi yine serzenişlerimi yaptığım şey ne kader, ne benim karakterim,
Geçmişin üzerimden tüm silkinmelere rağmen düşmeyen kırıntıları...
Yine geçmişin etkisiyle yeni bir değişime
Bu kez farklı bir cümleyle kaldırıyorum kadehimi;
Geçmişimle barışık, yeni umutlarla dolu, güzel günlere...
01.11.2009
14 Eylül 2010 Salı
küçük bir liste..
Bir evim olsa kendime ait... İstediğimde kendi anahtarımla girip çıkabileceğim, girerken kendimi bir an bile rahatsız hissetmeyeceğim... Adımımı atarken, güzel zamanlarımı geçirirken bunun ne kadar süreceğini düşünmeyeceğim...
***
Bir işim olsa insan gibi yaşamam için yetecek kadar para veren... O anda aldığım zevk için ilerde kısacağım zevklerin bir kısmını düşünmeyeceğim... Kendim için para harcarken, geliştirirken kendimi zorlanmayacağım...
***
Bir aşkım olsa heyecanı hiç bitmeyen... Hüzünü yok eden, sevinci katlayan, öfkeyi dindiren, stresi unutturan ve benim de onun hayatını güzelleştirebileceğim... Kendim olup mutlu olabileceğim...
***
Bir dostum? Bir tek ona sahibim zaten... Hatta onlara...
***
Yine de bu listeden seçecek olsam ilk tercihim arkadaşlarım ve işim olurdu... İşim, evimi getirirdi zaten... Aşk ise listenin bariz en son sırasına yerleşiyor... Olsa da olur, olmasa da olur diyebileceğim tek elemanı bu listenin... Dost varken, iş ve ev de olduktan sonra hayatımda aşk kadar olamasa da güzellikler olabilir elbet...
***
Böylece Ceyda'nın iyi bir iş ve güzel bir ev arayışı başlar...
***
Bir işim olsa insan gibi yaşamam için yetecek kadar para veren... O anda aldığım zevk için ilerde kısacağım zevklerin bir kısmını düşünmeyeceğim... Kendim için para harcarken, geliştirirken kendimi zorlanmayacağım...
***
Bir aşkım olsa heyecanı hiç bitmeyen... Hüzünü yok eden, sevinci katlayan, öfkeyi dindiren, stresi unutturan ve benim de onun hayatını güzelleştirebileceğim... Kendim olup mutlu olabileceğim...
***
Bir dostum? Bir tek ona sahibim zaten... Hatta onlara...
***
Yine de bu listeden seçecek olsam ilk tercihim arkadaşlarım ve işim olurdu... İşim, evimi getirirdi zaten... Aşk ise listenin bariz en son sırasına yerleşiyor... Olsa da olur, olmasa da olur diyebileceğim tek elemanı bu listenin... Dost varken, iş ve ev de olduktan sonra hayatımda aşk kadar olamasa da güzellikler olabilir elbet...
***
Böylece Ceyda'nın iyi bir iş ve güzel bir ev arayışı başlar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)